Free Joomla Templates by FatCow Coupon

Topkapı Sarayı Hazinesinde Necef Eserler

Kategori: Türk Sanatları

Osmanlı Saray Hazinesi’ndeki necef koleksiyonundan bazı örnekleri tanıtmadan önce necef taşı hakkında genel bir bilgi vermek uygun olacaktır. Gemolojide (değerli taşlar bilimi) kaya kristali olarak adlandırılan doğal kristal (necef), kuvars grubundan yarı değerli bir taştır. Osmanlı kayıtlarında billur olarak da geçen taşa necef denmesinin nedeni o dönemde Irak’ta Kule yakınlarındaki Necef kentinden getiriliyor olmasıdır. Necefin yer aldığı kuvars grubu taşlar çok güçlü bir kristal iskelet yapısına sahiptir. Bu yapı onları son derece sert ve dayanıklı kılar, yarılmalarını önler.

Resim: Mücevherli Necefli Hançer, 17.yy sonu, Mughal. Çelik, altın, necef, yakut, zümrüt. Uzunluk: 35 cm. TSM 2/166.

Kuvarsın sert yapısı aynı zamanda değerli taşların düşmanı olan aşındırıcı bir unsurdur. Dolayısıyla mücevher taşlarının sertlikleri kuvarstan daha fazla veya daha az olmak üzere ikiye ayrılabilir. Mohs ölçeğine göre, kuvarsın sertlik derecesi 7, elmasınki ise 10’dur. Taşın oldukça sert olduğu düşünülürse necef işletmeciliğinin üstün bir yetenek ve tecrübe gerektirdiği açıkça anlaşılır.

Necef Şekerlik, 17.yy, Avrupa yapımı, Necef, gümüş, altın, yakut, mine. 13x26x21 cm. T.S.M. 2/11

Kuvars oldukça saf bir mineraldir. Ancak binde bir oranından daha az miktarda değişik bir element içermesi bile renk oluşumunu etkiler. Bazı türlerinde ısı ve röntgen ışınları da rengi değiştirebilir. Mücevher olarak kullanılan necef, ametist, yeşil kuvars, sitrin, morion, dumanlı kuvars ve pembe kuvars başlıca kuvars çeşitleri arasında yer almaktadırlar. 
 
Kuvars, yarı değerli taşlar arasında erken çağlardan buyana en fazla sevilmiş malzemelerden biri olmuştur. Renkli çeşitlerinin yanında özellikle renksiz, necef türü berrak kuvars, saydam görünüşü ile insanları etkilemiştir. Erken dönemlerden bu yana insanlar çoğunlukla boncuk, mühür veya tılsım olarak kullandıkları neceften daha sonraları çeşitli kaplar, heykelcikler gibi eşyalar yapmışlardır. Düzgün kristal yapısından gelen olağanüstü saydamlığı taşa birçok gizemli anlamlar yüklemiştir. İlkçağlarda necef kürelerden geleceği okumaya çalışan falcıların devamını günümüzde de görmekteyiz.

Necef objelerin en erken bazı örnekleri İsviçre, Fransa ve İspanya’da tarih öncesi diğer kalıntılarla birlikte bulunmuştur. Mısır’da bulunan bir grup silindir mühür ve bezemeli bir necef tılsım taşı MÖ 4000 yıllarına tarihlenmektedir. Anadolu’daki erken örneklerden ikisi ise Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde korunan1 ve MÖ 3000 yılının ikini yarısına tarihlenen necefli kolye ile Tarsus’ta bulunup Adana Müzesi’nde korunmakta olan ve MÖ 14-15.yüzyıllara tarihlenen heykelciliğidir.


Necef Yazı Kutusu, 16.yy ikinci yarısı, Osmanlı. Yakut, elmas, zümrüt, kağıt. 28x10x8 cm. T.S.M. 2/22 (Hazine-i Hümayun kitabı, s42).

Antik Yunan ve Roma’da yaygın biçimde mücevher olarak kullanılan necefe Yunanlılar “buz” anlamında “krystallos” adını vermişlerdir. Antik Yunan inancına göre tanrılar suyu dondurup sonsuza kadar buz halinde kalsın diye krystallosu yaratmışlardı.

Erken 16.yüzyıl İslami kaynaklardan el yazma bir kitapta birçok mücevherin oluşumları, uğur ve faydaları hakkında ilginç görüşler yer alır. Necef (billur) oluşumu “......her şeffaf cevherin maddesi bir safi su olur ki yumuşak toprak zerreleri ile karışık olup billur ve la’l ve zümürrüd ve yakut gibi ve bazı akikler...” biçiminde açıklanmaktadır.3

Necef dünyanın değişik bölgelerinden çıkarılmaktadır. En zengin yataklara İsviçre ve Fransa Alpleri’nde, Brezilya’da, Minas Gerais’de, Madagaskar’da, yukarı Burma ve A.B.D Arkansas’tadır. Türkiye’de daha çok Çatalca, Kazdağı ve Karacadağ’da necef yatakları bulunmaktadır. Günümüze ulaşan önemli örneklerden özellikle Fatimiler döneminde (909-1171) Mısır ve Irak topraklarında zengin necef yatakları işletildiği anlaşılmaktadır.

Dünyanın birçok önemli müzesinde, katedral hazinelerinde Ortaçağ ve Rönesans döneminden üstün nitelikli necef eserler yer alır. Bu koleksiyonlarda Avrupa’da işlenmiş kase, vazo, kadeh, maşrapa, çekmece gibi neceflerin yanında özellikle Fatimi yapımı necef eserler de bulunmaktadır. Mısırlı tarihçi Al Makrizi (1364-1442)’nin kaydettiği 36 bin parçadan oluşan Fatimi necef koleksiyonundan günümüze sadece birkaç yüz parça örnek ulaşmıştır. 1060’tan sonra dağıtılmış olan Kahire’deki hazinenin en önemli necef örnekleri daha kaydedilir. 1204’te İstanbul’un Latinler tarafından işgalinden sonraki yıllarda da önemli birçok necef eserin Avrupa’ya ulaşmış olduğu tahmin edilmektedir.

Sakal-ı Şerif Mahfazası, 18.yy sonu. Mughal (Hint-Türk). Necef, altın, yakut, zümrüt. Çap: 7 cm. TSM 2/481
 
Dünyanın birçok önemli müzesinde, katedral hazinelerinde Ortaçağ ve Rönesans döneminden üstün nitelikli necef eserler yer alır. Bu koleksiyonlarda Avrupa’da işlenmiş kase, vazo, kadeh, maşrapa, çekmece gibi neceflerin yanında özellikle Fatimi yapımı necef eserler de bulunmaktadır. Mısırlı tarihçi Al Makrizi (1364-1442)’nin kaydettiği 36 bin parçadan oluşan Fatimi necef koleksiyonundan günümüze sadece birkaç yüz parça örnek ulaşmıştır. 1060’tan sonra dağıtılmış olan Kahire’deki hazinenin en önemli necef örnekleri daha kaydedilir. 1204’te İstanbul’un Latinler tarafından işgalinden sonraki yıllarda da önemli birçok necef eserin Avrupa’ya ulaşmış olduğu tahmin edilmektedir.

Necef Gotik Maşrapa, 15.yy ikinci yarısı, Burgun. Necef, altın yaldızlı gümüş. Yükseklik: 23 cm, çap: 13.5 cm. T.S.M. 2/471

Necef işleme sanatı Yakındoğu ve Avrupa’da Yunan, Miken, Roma Uygarlıklarından İslamiyet’in ilk dönemlerine ve Ortaçağ Avrupa Gotik stili ve Osmanlı saray kuyumculuğunun zengin örneklerine kadar kesintisiz izlenir.

 

Ayrıca 16.yüzyıldan itibaren Mughal Hindistan’da necef işletmeciliği diğer kuyumculuk işleriyle birlikte üstün eserler vermeye başlar.



 

Necef Gotik Kase, 15 yy.sonları, Alman, Necef yaldızlı gümüş, zümrüt. Yükseklik: 22.5 cm çap: 16 cm. T.S.M. 2/470

1046-1050 yılları arasında Kahire’yi ziyaret eden İranlı gezgin Nasır-ı Hüsrev (1003-1061) daha önceleri Kuzey Afrika’daki Qulzüm’den getirilen üstün kalitedeki neceflerin işlenişini kaydeder.

 

İran ve Mezopotamya’da kaya kristali işleme Mısır’a göre daha zayıftır.

 

Ancak mineraloji konusunda kitap yazan El Biruni (973-1051) Basra’nın da önemli bir merkez olduğunu belirtir. Ayrıca Çinliler ve Japonlar da yüzyıllar boyunca necefi büyük bir ustalıkla işlemişlerdir.



Necef Sürahi, 18.yy sonu-19.yy başı, Avrupa. Necef ve gümüş. Yükseklik: 30.5 cm, çap: 9.5 cm T.S.M. 2/12

Özellikle Japonlar, saflığın, uzay sonsuzluğunun, azim ve sabrın sembolü olarak necefe büyük değer vermişlerdir. Hindistan’da diğer birçok değerli taşla birlikte necefin de Buda’nın vücudunun bir parçası olduğuna inanılırdı. Yeni Dünya’nın keşfinden sonra ele geçen işlenmiş neceflerden İnka, Maya, Aztek Öncesi e Aztek uygarlıklarında da necefin önemli yer tuttuğu görülür. Birbirinden çok uzak coğrafyalarda, Burma ve Kuzey Amerika’daki yerli halkların vücutlarını zinde tutsun diye necefi toz haline getirip yuttukları bilinmektedir. Haçlılar tarafından Ortadoğu’dan Avrupa’ya götürülen necef küreler sihirli güce sahip oldukları inancıyla aşıra bir itibar görmüşlerdir. Geçen yüzyılın sona kadar necef küreler İrlanda ve İskoçya’da sığır hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktaydı.

 

Binlerce yıldır evrensel boyutta itibar görmüş necefin Osmanlı kuyumculuğunda da ayrı bir yeri vardır. 16.yüzyıl başlarından itibaren Osmanlı kaynaklarında billurdan (neceften) yapılmış veya billurla süslenmiş eser adlarına rastlanmaktadır.

Necefle ilgili bazı Osmanlı kayıtları:
TSM Arşiv, Defter 10026 yaprak 16a, Hicri 910 (1505) tarihli belge:
.....Ve bir kıt’a büyük dürr-ü necef
.....Ve bir kıt’a küçük dürr-ü necef
TSM Arşiv, Defter 5.yaprak 2a, Hicri 919 (1514) tarihli belge:
Billur kapaklı gümüş sürahi ve bardak
Gümüşlü billur kaşık
TSM Arşiv, Defter 3/2 yaprak 8a, 1514-1515’den sonraya tarihlenen belge:
Gülabdan an billur ma bend-i zer (Billurdan gülabdan altın şeritli)
TSM Arşiv, Defter 12 A-B. 1090 (1680) tarihli belge:
Yaprak 19b
Tepesi ve dibi billur üzeri yakut ve zümrüt ile murassa çubuklu buhurdan.
Karşısındaki notta: “Saadetlü Fatma Sultan’ın cihazları için verilmiştir. Sene 1121” yazılıdır. Daha sonraki dönemlerde bu defter üzerinden yapılan Hazine’i Hümayun sayımlarımda benzer notlar görülmektedir. Fatma Sultan, Sultan İbrahim (1640-1648)’in kızı ve Vezir-i Azam İbşir Paşa’nın karısıdır.
Aynı defterde yaprak 25b:
Sim üzere altun kaplama yakut ve zümrüt ile murassa billur alem. –Taht-ı Şerifin kubbesinde- Osmanlı sedef ve bağa işçiliği’nin başyapıtı olan, Sultan I. Ahmed (1603-1617)’in baldakenli bu tahtı günümüzde Hazine Bölümü I.Salonda teşhirdedir. Her yanı sayısız mücevherle bezeli tahtın kubbesindeki dört adet köşe babaları (topuzları) neceften yapılmıştır ve üzerleri zümrütlüdür. Sözkonusu eser Arife Tahtı olarak da bilinir.
Yaprak 68a:
Necef bardak ma kapak Adet 1.Kapağında bir zümrütü vardır. Bi hatt-ı Hümayun Harem-i Şerife teslim edildi. (Padişah’ın yazılı izniyle Harem’e verildi.)
 

Necef Çekmece, 18.yy sonu-19.yy başı, Avrupa yapımı. Necef ve altın. 44x42.5x32 cm. TSM2/38

Özellikle 1090 (1680) tarihli defterde bazen billur, bazen de necef olarak geçen örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu arada billur ve necef terimlerinin dışında; örneğin yaprak 58a’da: “Etrafı billur tahtalı (kesimli?) sim bendli ve müşebbek (ajurlu, kafesli) fener Adet 1. Bir beyaz sandık içinde sağır kıt’a elvan (çok renkli) cam zarfları ile memlu (süslü) zarf adet 7.”şeklinde billur (necef) ve cam eşyanın ayrı ayrı belirtildiği görülmektedir. Daha erken tarihli hazine defterlerinde de cam ve billur deyimleri ayrı eşyalar için kullanılmıştır. Buradan billur veya necef olarak kaydedilmiş malzemenin necefi anlattığı cam eşyayı içermediği sonucu çıkmaktadır. Tarihli necef örneklerden Yavuz Sultan Selim’in necef saplı hançeri ile Sultan I.Ahmed (1603-1617) kitabeli tahtın kubbe köşelerindeki necef topuz ve alemi sayılabilir.


Necef Maşrapa, 15 yy, Gotik tarzı Burgon. Necef, altın, zümrüt, yakut, necef üzerinde 16.yüzyılın ikinci yarısı Osmanlı kuyumculuğu. Yükseklik: 20 cm, çap: 10,4 cm. T.S.M. 2/4 (Hazine-i Hümayun kitabı, s. 130

Buraya kadar Osmanlı belgelerindeki pek çok necef billur kaydından sadece birkaçına dikkat çektik. Özellikle 1680 tarihli Sultan IV. Mehmed (1648-1687)in düzenlettiği defterde eşyalar erken hazine kayıtlarına göre daha ayrıntılıdır.

 

Necef eserlerin günümüze ulaşanlarını bu kayıtlardaki bilgilerle karşılaştırıp bazı değerlendirmeler yapmak mümkün olmaktadır.



 

Necef Maşrapa, 16.yy ilk yarısı, Osmanlı Necef ve metal. Yükseklik: 14 cm, çap: 13.2 cm. T.S.M. 2/467

Hazine-i Hümayun, büyük bir imparatorluğun hazinesi olarak Osmanlı’da üretilmiş eserler yanında dışarıdan gelmiş eşyaları da içeriyordu. Hazine kayıtlarında Hindkari, Arabi, Acemkari (İran işi), Engürüskari (Macar işi) gibi deyimlerle sıkça karşılaşılır.

 

Bazen bu deyimler yerli veya yabancı kökenli ustaların genellikle saray atölyelerinde ürettikleri farklı üsluptaki eserleri tarif etmek için kullanılmıştır.

 

Bu durum, necefler için de geçerlidir. Günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine Bölümü Koleksiyonu’nda bulunan necef eserlerin çoğunluğu Osmanlı işi olmakla birlikte az sayıda Avrupa ve Mughal (Türk-Hind) yapımı olanlar da bulunmaktadır.


Mücevherli Necef Matara, 16.yy sonu-17.yüzyılın başı, Osmanlı. Necef, altın, zümrüt, yakut, elmas. Yükseklik: 30 cm, çap: 15 cm. T.S.M. 2/484. (Hazine-i Hümayun kitabı, s.43).

Osmanlı necef eserleri, diğer kuyumculuk örneklerinde olduğu gibi 16.yüzyılın başlarına kadar, Yavuz Sultan Selim’in hançerinde görüldüğü gibi daha sade, ana malzemeyi öne çıkaran bir beğeni ile yapılmışlardır. 16.yüzyılın ikinci yarısında doruğa ulaşan Osmanlı kuyumculuğu, necef eserler konusunda da en göz alıcı örneklerini üretmiştir Ancak 17.yüzyılın ortalarına doğru gerek metal eşyada gerekse diğer malzemelerden yapılan eserlerde önceki dönemlere ait örneklere göre daha sade bir üslup izlenir. 18.yüzyıldan başlayarak Batı beğenilerinin giderek artan etkisi hissedilir. Bu dönemde Mughal tarzı daha yakından tanınır ve belli ölçüde kabul görür. Ancak bütün bu akımlar içinde Osmanlı’nın geçmişten gelen kendine özgü estetik anlayışı hemen her eserde göze çarpar.

Hazinede yer alan, ele alacağımız örneklerden ilki necef Gotik maşrapadır. Tek parça neceften oyulmuş gövde ve kapağı dikey hatlarda hafif fasetalı maşrapanın boyun kısmını çeviren kabartma bordürler ve köşeli kulbu 15.yüzyıl Gotik eserlerin karakteristik özelliklerindendir. Ejder biçiminde emziği, ağız ve kapak çemberleri ile ayağı gümüş üzerinde altın yaldızlıdır. Ayak daha geç dönemde eklenmiş görünmektedir. Burgun (Güney Fransa) işi olan eserin hazineye ne zaman geldiği bilinmemektedir. (resim 2)

Gövde, ayak ve kulbu tamamen neceften yapılmış olan Barok stildeki necef sürahinin Batılılar tarafından Osmanlı Sarayı’na sunulduğu tahmin edilmektedir. Ek yerleri, gümüş granüledir. Necef yüzeyler kulbun dışında kazıma dal, yaprak desenlidir. Gövdeye göre orantısız biçimdeki kıvrımlıkulpun üzeri yivlidir. Ayak çapı ve kulpun ağırlığı sürahiye dengesiz bir görünüm verir.


Sakal-ı Şerif Mahfazası, 16.yy ikinci yarısı, Osmanlı. Necef, altın, yakut, zümrüt. Yükseklik: 8 cm, çap: 4.5 cm. T.S.M. 2/4735

17.yüzyıl Geç Rönesans kuyumculuğu ve özellikle gövde üst bölümünde Rokoko stilini anıran yüzey süslemesi ile ilginç bir eser olan necef şekerlik İtalyan ve Fransız yapımıdır. Şekerliğin sekiz dilimli gövdesi, ayağı ve iki kulbu neceftendir. Gövdenin dış yüzeyi oyma ile üstte akantus yaprakları, ejder-kuş, motifleriyle yoğun biçimde desenlendirilmiştir. Dibinde ince tarama hatlarıyla dalgalar arasında kanatlı deniz canavarları betimlenmiştir.

Ejder biçiminde sonlanan iki kulbun ekyerleri ile ayak çemberi altın yaldızlı gümüştür ve üzerlerinde mineli, düz kesim yakutlu altın paftalar sıralanır. Bu şekerliğin 1600 civarına tarihlenen Çekoslavak yapımı tek kulpu bir benzeri Paris Museum National d' Histoire Naturelle'de 7.58 numara ile kayıtlıdır.......

Antikalar.com

 

Gösterim: 4523