Free Joomla Templates by FatCow Coupon

Sultan Cem'in Annesi Çiçek Hatun'un Sırp Asıllı Olduğu Rivayeti Doğrulanmadı

Kategori: Tarihi Bilgiler

220px-cem-in-italyBatılılar, Türk Devlet büyükleriyle akrabalık ilişkileri varmış gibi görünmeye ayrı bir özen gösteriyorlar. Çalışmalarımız içinde konumuzla yakından ilgili olan iki ayrı örnek, bu tesbitimizi doğrulayacaktır.

a) Macar Kıralı Matyaş Korvin, Osmanlı Devleti ile sıkı siyasî temas içindeydi. Padişah II. Bayazıd ile yakından ilgilendiği gibi o dönemde esarette olan Sultan Cem'e bir kurtarıcı rolü yüklenerek onun Macaristan'a hemen gelmesi halinde muhakkak kurtarılacağı vaatlerini içeren " 1483 Nisan başında yazdığı mektubundaki akrabalık,

 kardeşlik hitapları: "Matyaş selâmlarını ve en iyi dileklerini Türk İmparatoru'nun oğluna geleceğin halifesine kardeşimiz ve akrabamız Cem Sultan Hazretleri Kusursuz Hükümdar ..."şeklindedir.

b) Macar Kralı Matyas Korvin 'in II. Bayazıd'a gönderdiği (H. 984 / M. 1489) tarihli mektubunda: "Ruşen başlar başı ve kuvvetli efendi Sultan Bayazıd Han'a Müslümanların ve gayrı çok vilâyetlerin ulu sultanına efendim ve karındaşım ve dostum ve bizim gayetle sevgili hısmımıza çok saygılar ve muhabbetler ve eyü tali'ler yüceliği kabul kıla" ifadesinde de görülüyor.

c) Karoli Gaspar Ün. Budapeşte, tarihçi Doç. fiandor Papp:"Macarlar, II. Bayazıd'ın Türk olan annesinin Matyaş'ın annesi tarafından akraba olduğuna inanıyorlar; fakat bunu herhangi bir delille isbat edemiyorlar"diyor.

Yabancıların Türk büyüklerine karşı gelenek haline getirdikleri bu asılsız akrabalık, hısımlık iddiaları, Çiçek Hatun'a yapılan Sırp asıllı olduğu rivayetinin geçersizliliğini kolaylaştırıyor.

Nicolas Vatin, "Sultan Djem"adlı eserinde Franz Babinger'den naklen verdiği:"Tarihçilerin çoğu annesinin bir Sırp prensesi olduğunu iddia etseler de, bu kanıtlanamadı. Daha güvenilir kaynaklara göre ise, bir Türk olan Çiçek Hatun Müslüman bir kadındır" ifadesini yeterli bulmadığından buna karşılık olarak: "kesin olmasa da en azından tutarlı birkaç nokta, Çiçek Hatun'un Sırp asıllı olduğunu varsaymaya olanak vermektedir" diyen Nicolas Vatin, iddiasını şu noktalara dayandırıyor:

A-"1) Cem'in çağdaşı olan ve onu gören Guillaume Caoursin,......

2) Ayrıca Bâb-ı Âli'nin hizmetkârlarından İsmail adlı birisi de Çiçek Hatun'un akrabası olduğunu ileri sürüyordu. En azından Paola da Colla padişaha söylemişti.

3) "Kendisini tutsak eden şövalyelerden gizli olarak bir mektup yazan İsmail'in bu mektubu Sırpça yazdığı sanılmaktadır"

4)"Binaenaleyh, Çiçek'in de kardeşi ile babası gibi İsmail'in de Müslüman olmuş bir Sırp olması pekâlâ mümkündür. Savlardan ne birini ne de ötekini kanıtlama olanağının bulunmaması nedeniyle Cem'in annesinin Sırp asıllı olduğunu kabul eden geleneğe uyacağız" diyor. Biz de Nicolas Vatin'in delillerinin Çiçek Hatun'la hiçbir ilgisi olmadığı gerçeğini açıklığa kavuşturmak maksadıyla herbirini teker teker ele alıyoruz.

I- Nicolas Vatin'in Çiçek Hatun'un Sırplı olduğunu ispata yarayacak "Cem'in çağdaşı olan ve onu gören Guillaume Caoursin'i" gösteriyordu.
Nicolas Vatin'in "Sultan Djem" adlı eserinin özet çevirisini yapan Prof. Zeki Arıkan Guillaume Caoursin'ı şöyle tanıtıyor:

"Kendisi tarikat mensubu bir şövalye olmamakla birlikte yönetimde oldukça önemli bir yer tutuyordu. Cem'in Rodos'a ayak bastığına tanık oldu. Cem'in Rodos'a varışından sonra geleceği hakkında karar verecek olan kurulun üyeliğinde bulundu." devamla "Guillaume Caoursin'in bu dönemde Avrupa kamuoyunda Türklere yakıştırılan "iğrenç, acımasız, ürkünç, barbar" gibi sıfatları paylaştığını da eklemek gerekir.

"Guillaume Caoursin Sultan Cem'in günlük hayatı ve alışkanlıklarından söz ederken sürekli olarak barbar sözünü kullanmaktan geri durmaz. Guillaume Caoursin, Fatih'i Neron'dan daha zalim, Asurlulardan daha güçlü ve Holopherne'den daha şiddetli olarak göstermektedir."

Nicolas Vatin'in "Sultan Djem" adlı kitabının 300 ve 301. sayfalarında ise, Guillaume Caoursin'in şehzâde Cem'i bir vahşi hayvanmış gibi gösteriyor:

"Yüzünde vahşi bir ifade vardı. Mavi gözleri yüzüne çaprazlama yerleştirilmişti. Vücudu göbek yüzünden ağırlaşmıştı. fiişmanlık göbeği ile kabasını vücudun diğer yerlerinden daha fazla ağırlaştırıyordu. Gerçekten de vücudu sanki zayıfmış ve şişmanlığı yüzünden ağırlaşmış gibi davranırdı." şeklinde tarif ediyor;
Guillaume Caoursin hakikatleri çarpıttığı her iki bölümde de Çiçek Hatun'dan hiç söz etmediği dikkatten kaçmamalıdır. Bu itibarla Caoursin'den aktardığımız bu alıntılar, Caoursin'in Türklere karşı olan nefretini ve kasıtlı, taraflı sözlerinin Çiçek Hatun'un milliyetini tayinde tarihî bir delil olarak ilmî geçerliliği olacak bir belge değeri taşımadığı görülüyor.

Halbuki Çiçek Hatun'un Türk olduğuna bir gerçek delili de "Cem'in teyzesi Hatice Sultan ile birkaç cariyesine tahsisat verildiği mevacip (aylık ödenek) defterlerinden anlaşılmaktadır. (Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, D., no. 8003, s. 3)"

Özetle: Nicolas Vatin'in Çiçek Hatun'un Sırplı olduğunu kanıtlamak üzere gösterdiği Guillaume Caoursin'in Çiçek Hatun'un varlığından hiç söz etmemiş olması dikkadden kaçmamalıdır.

B-Nicolas Vatin'in "Çiçek Hatun'un Sırp asıllı olduğunu varsaymağa
olanak veren" şeklinde verdiği kaynaklarından bir diğeri ise,

"Bâb-ı Âli hizmetkârlarından İsmail adlı birisi de Çiçek Hatun'un akrabası olduğunu ileri sürüyordu. Kendisini tutsak eden şövalyelerden gizli olarak bir mektup yazan İsmail'in bu mektubu Sırpça yazdığı sanılmaktadır" diyor.

İsmail Bey'in Nicolas Vatin'in tanıttığı gibi "Bâb-ı Âli hizmetkârlarından" herhangi biri olmadığını, Padişah II. Bayazıd'ın Sultan Cem'in durumundan haber getirmesi için görevlendirdiği bir elçisi, bir casusu olduğunu Uzunçarşılı'dan öğreniyoruz.( Belleten, c. XXIV, sayı 95, s.458.)

İsmail Ağa'nın casusluk hikâyesi kısaca şöyle:
Padişah II. Bayazıd, Sultan Cem'in Fransa'da olduğunu haber alınca Vezir-i âzam Davud Paşa zamanında (bu tarih 1483-1496 yılları arasına tesadüf ediyor) Osmanlı hükümetiyle dostça münasebeti olan Lorenzo'ya bir takım hediyelerle İsmail Bey adında birisini sözde elçi olarak gönderir. İsmail Ağa padişahın hediyelerini takdim etmek için Lorenzo dö Medici'nin merkezi olan Floransa'ya gelir.

Memurlar, Lorenzo'nun Savoie dükünün yanında olduğunu söyler ve onu Savoie dukasına götürürler.
Fakat şövalyeler, İsmail Ağa'nın ayaklarını bağlayarak Savoie dükünün vezirinin evinde üç gün hapsederler. Daha sonra şövalyelerin bir adamı, İsmail Ağa'yı eli ayağı bağlı olarak sekiz ay bir zindanda bırakır. İsmail Ağa'ya yapılan bütün bu eziyetlerin esas sebebi ise, onun Sultan Cem için geldiği şüphesidir.

İsmail Bey'in padişâhın kulu olduğu anlaşılınca şövalyeler, onu gemiye koyup Rodos'a gönderirler. Burada da şövalyeler onu kimseyle görüştürmeyip hapsederler. İsmail Ağa o sırada sultanın elçilerinin Rodods'ta olduğunu öğrenir ve Sırpça bir mektup yazarak mektubun Vezir-i âzam Davud Paşa'ya ulaştırması maksadıyla gizlice elçiye verilmesini ister. Böylece İsmail Bey, Sadrazam Davud Paşa'ya ulaşan Sırpça mektubu sayesinde padişâhtan çıkan bir iradeyle kurtulur.

Görüldüğü üzere Nicolas Vatin'in Çiçek Hatun'un Sırp asıllı olduğunu varsaymaya gösterdiği kaynaklarını teker teker inceledik, gösterilen belgelerle hiçbir gerçeğe ulaşılamadığı açıklık kazandı. Demek ki Çiçek Hatun'un Sırp asıllı olduğu, (yukarıda Macar Kralı Matyaş Korvin'in mektuplarından aktardıklarımız gibi) yabancıların ortaya attıkları rivayetlerin bir benzeri olduğu açıkça anlaşılıyor.

Nicolas Vatin Osmanlı tarihi uzmanıdır. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi belgelerinden rahatlıkla faydalanabilen ciddî bir ilim adamıdır. Elinde geçerli bir belgesi olsaydı çoktan açıklar yazardı; olmadığı işi varsayımlara bırakmış olmasından açıkça anlaşılıyor.

Bundan böyle Çiçek Hatun'un Sırp asıllı olduğu rivayetinin ortadan tamamiyle kalkması, devam etmemesi, tarihçilerimizin ve Sultan Cem araştırmacılarının bu yöndeki dikkatlerine ve duyarlılıklarına bağlı olduğunu düşünüyoruz.

Bu iddia geçerli ilmî belgelere dayandırılarak ispatlanıncaya kadar Çiçek Hatun bir Türkmen beyinin kızıolabileceğini düşünürüz.

* * *


 Münevver Okur Meriç - SANATALEMİ.NET

Gösterim: 3902