Medine-i Münevvere'de bir seher vakti... Herşeyden uzak, huzuru tüm hücrelerinizde hissettiğiniz en şerefli vakitlerdesiniz.
Sağınızda ve solunuzda onlarca farklı dilden, farklı renkten müslüman kardeşiniz... Sözlerin tükendiği yerde yardımınıza gönül dili yetişiyor ve siz kelimelerle anlatamadığınızı gözlerinizle, gönlünüzle anlatabiliyorsunuz. Seher vaktinin sabahla buluşmasını beklediğiniz bir vakitte bir ses ile irkiliyorsunuz.
Vakit seher vakti.. Vakitlerin en şereflisi.. Bir sabah ki sabahların en saadetlisi, heyecanların en güzeli... Mekke-i Mükerreme'de bir bayram sabahı... Uykuyu unutan, çocuk sevinci ile günü bekleyen kuş gibi çırpınan bir yürek... Ve tam o anda minarelerden yükselen tekbir sesleri... Gözlere dolan sevinç gözyaşları, kalbleri saran mutluluk rüzgârı... Allahu Ekber!
Teşrik tekbirlerinin mana ve mahiyetini bu mukaddes şehirde nasıl anlıyor insan.
Bitene ağıt yakılmaz,
Bitene hesap sorulmaz,
Bitene soru da sorulmaz....
En basitinden, en sadesinden ve en yalnızından yaşamak en güzeli hayatı....
Zira her bir kalabalık ardından ıssız bir yalnızlığı,
Her bir tebessüm ardından bir ağlayışı getirecekse neden bunca kaybolup, yitişler ?
Dostlara, aileye, eşe, sevgiye tutunup, sonunda “yalnızlığın ıssız telâşında” kaybolmaksa tüm bunların bedeli; neden, niçin diye sorar durursun kendine...
Hiç düşünmeden kendini suyun yüzüne bırakıvermek gibidir yaşamak…
Güvenle, huzurla, aşkla, sevgiyle…
Sadece sen olmak ya da istenen seni oynamak arasında gidip gelen ârâf telaşları bırakıvermek bir kenara ve suyun üzerine yüzmeyi bilmeden kendini anın akışına bırakmak…
Sen seninle ve huzurun getirdiği ile başbaşasın şimdi…