|
Edebiyat -
Has Kalem
|
Mutlaka rol çalıp geçmişten... Mutlu ve başarmış veya hiç olmazsa birkaç sırra vakıf edalarla... Biraz da heyecan katarak belki... Bitmiş olanı... Bitirmiş biri olarak...
*** Bir ihtimal daha var... Durup geriye bakmadan... Anlatma ihtimalinden korkarak... Son sürat ölüm duvarına doğru... Belki “Son ana kadar savaştı” bile derler umuduyla... *** Bu dünyanın nesi ciddiye alınır ki? Bir rüyanın nesi ciddiye alınır ki? Kâbusla hülya arasında neyse gördüğün... Uyanırsın tuttuğun son nefesi koyuverirken sonsuzluğa... *** Rüyada uçarsın mesela... Sen “kuş” musun? Köpekler kovalar ve fakat kaçamazsın... “Felç” misin? Yürüyüp gitmek varken tevekkül içinde... Huzuru sonsuzluktan umarak. *** Bir bir anlatırsın yolu yok. “Bak evladım, şu kalabalık fotoğraf var ya... Ben onların hepsini tanıyorum... Bak bakalım bulabilecek misin beni... Þu yahu... Ortada aslan gibi duran var ya... Yok o değil... O öleli çok oldu. Onun yanındaki de... Arka sıradakilerden sadece en soldaki yaşıyor. Bir de ön sırada oturan şu esmer çocuk var ya... O da falanca amcan... Hani geçen bayram gelmişti ya...” Çocuk yok mu? Veya torun? Bir ayna çıkacaktır “anlat” diyen... “Rüya bitti” diyen... Murat Başaran
|