Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden yapıldığı araştırmalarla belirlenmiştir.
Sağ tarafa yatılması durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes alma ile sağ beyin yarımküresinin aktivitesi artar. Sağ beyin yarımküresinin uyarılması, parasempatik sinir sistemimizin faaliyetlerini artırmasına, kalb hızımızın yavaşlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve
Malum olduğu üzere “Âşûrâ” Muharrem-i şerifin onuncu gününe isim olarak verilmiştir. “Aşûrâ, Âşûr, Âşûrâ’ gibi telaffuzları da mevcuttur.
Zaman, Cenab-ı Hakkın halkettiği mahlukâttandır. Cenab-ı Hakk indinde bu itibarla bütün zamanlar müsavidir. Zamana kıymet veren şey, içinde vuku’ bulan Tecelliyât-ı İlâhidir. Bu sebeple Muharrem-i Şerif ve bilhassa âşûrâ günü, müslümanlar tarafından oruçlar, namazlar ve nafile ibadetler ile en güzel şekilde ihya edilmesi icabeden günlerdendir.
İslâm yaşanır hale gelirse ne olur?" sorusunu yazan, çizen, düşünen insanlarımızın içinden geçirdiği, dışından seslendirdiği bir sorudur.
İslâm bir köyün, şehrin, devletin veya dünyanın bütün insanları tarafından yaşanırsa iyi sonuç alınır.
Bir toplumun çoğunluğu İslâm dışı yaşarken, bir avuç insan İslâm'ı yaşıyorsa kış günü serada yetiştirilen çiçek gibi olur ve toplumun pis havasının içinde çiçeklerin mis havası yok olur gider.
Nezâket ve zarâfet insan rûhunda bulunan güzel hislerin hâriçteki tezâhürüdür ki muhâtapların kalbine (az-çok) mutlakâ te’sîr ve nüfûz eder. Nezâket en katı yürekli insanlara bile tesir eder. Nitekim Mevlâmız Mûsâ ve Hârun (Aleyhimesselâma) meâlen şöyle buyurur: “Firavn’a gidiniz çünkü o pek azdı. Varında ona –belki dinler vaya korkar diye– yumuşak dille söyleyin. (Sûre-i Tâhâ, 44)
Nezâketin tesîri içten ve samîmî olmasına bağlıdır. Gösteriş için yapılan nezâket, sun’î çiçeklerden daha tarâvetsizdir. Nezâketsiz kimselerle konuşmak ise insana ızdırab verir.
Kaba ve haşin bir kimse çok güzel şeyler de anlatsa kendisini dinletemez. Anlattıkları insanlarda müsbet tesîr yapmaz. Etrafındakiler dağılır, gider.
Allah Teâlâ, nimetlerin ihsân edicisidir. Nimetlere nâil olanın, onları verene şükretmesi gerekir. İbâdet de, Allâh’ın nimetlerine karşı bir şükürdür.”
Bir başka ifadeyle; ibâdet, insanın gerek en güzel bir biçimde yaratılmış bulunmasından ve gerek hiçbir emek ve hakkı geçmeden en kıymetli ve en hassas iç ve dış uzuvlara nâil olmasından dolayı Hâlik’ına (Yaratan’ına) bir şükürdür.
Notice: Undefined variable: buffer in /home/sadakatnet/domains/herkonudan.com/public_html/modules/mod_featuredarticlesdiv/mod_featuredarticlesdiv.php on line 64